Kemal'e ermek, erişmek, erişkin olmak, olgunlaşmak gibi terimlerden hep nefret etmişimdir.Hele de Kemal'e ermekten. Mustafa Kemal'in Kemal'inden geldiğini varsaydığım bu deyim bana göre anlamsız. Çünkü kimse Mustafa Kemal'in seviyesine erişemez ya da gelemez ki. Kim kendini şart koştuysa onunla sırf doyumsuz egosundan dolayı uydurmuş bence.
Her neyse.Sonuç olarak erişkin olmak bana göre değil. Neye erişmiş oluyorum? Belli bir yaşa mı? Bir yere mi? Bir konuma mı? Nirvanaya mı? Nedir erişkinlik? Kişiye ve zamana göre değişen bu terim için neden yıllarımızı harcıyoruz ki?
Şu an çevremdeki hiç kimse, Kurtuluş savaşı zamanında savaşacak gücü kendinde gören 10 yaşındaki Memet , yaralılara ekmek ve su taşıyan Fatma gibi, 40'lı yıllarda ülke kalkınması için köy köy gezen 18 yaşındaki öğretmenim Ayşegül, maaş ve makam sorgulaması yapmadan insan muamelesi yapan yöneticim gibi, 50'li yıllarda kıtlıkla mücadele eden 3-4 çocuğunun açlık savaşını veren 40'lık Hacer Teyzem, iş-güç-para için ülkesini arkasında bırakan gurbetçim gibi, 60'lı ve 70'li yıllarda bir düşünce uğruna can verebilen Deniz'im ve diğerleri gibi, 80'li yıllarda okumadan adam olunmayacağını anlayan Ali Can'ım gibi, 90'lı yıllarda Avrupa sevdasına gözü açılıp sosyalleşmeye başlayan sevgili halkım gibi erişkin olamaz. Hele de 2000'li yıllardan günümüze değin gelenler "er" kelimesinin yanına bile yaklaşamaz.
İnternet denen ne edüğü belirsiz şey yüzünden bir çok kavram değişti. Hayatımızın anlamı bile farklı yönlere çekildi. Evlilik kolay ve ucuz, ilişkiler saçma ve yağan, bilgiye ulaşmak rahat ve boş, iş performansı düşük ve geçiştirme, yüz yüze iletişim gereksiz ve sade haller aldı. Yaşama şeklimiz, hayat standartlarımız , kriterlerimiz, prensiplerimiz ve bizler değiştik her geçen gün. Ve sürekli olarak da değişmeye devam edeceğiz.
Her ne kadar karamsar olmak istemesem de yaş ilerledikçe daha da bir kötümser hale geliyorum. Gördüklerim ile göreceklerim arasında çok fark olacağını düşündüğüm için kendimi her türlü hazin sona hazırlıyorum.
Erişkin olur muyum ya da erer miyim bilmem ama kendimde dahil potansiyel gördüğüm herkesin "erlenmesi" için çaba vereceğim nefes aldığım sürece. "Savaşacaksan eğer elle tutulur bir sebebin olsun ki yaşamak daha bir anlamlı olsun. Yoksa seviş gitsin. En azından egon ya da egolar için değil bedenin için güç harcamış olursun".
(2011.08.21/Yenişehir-Bursa)