YANLIZ OLMAK MI İSTEMEK Mİ YANLIZLIĞI...?

YANLIZ OLMAK MI İSTEMEK Mİ YANLIZLIĞI...?
I have got GOD. I am not ALONE...

22 Ara 2008

Yazmazsam Sigara İçebilirim...

Sigarayı bıraktım. Buna tam olarak nasıl karar verdiğimi anlatamam. Tek hatırladığım 3 gece önce geç bir saatte eşime "Bunlar son paketimiz, artık sigara yok" deyişim. Ve ondan sonraki gece pakette kalan son sigara için eşimin bana trip yapışı ve benim bu tribi görmezden gelmem. Zaten bazı şeyleri görmezden gelmezsek hiç bir ilişki yürümez herhalde. Bırak yürümeyi ayağa bile kalkamaz. Sürekli birbirine laf eden, hep pür dikkat birbirinin yanlışını kollayan bir çift düşünemiyorum. Doğrusu düşünemem de. Çünkü onlar çift değil yarışmaya müsait birer sıvı olabilirler.
Arada bir saçmalayabilirim. Çünkü eskisi gibi her paragraf başında sigara yakıp düşünmeyeceğim. Alabildiğime duraksamadan yazacağım. Durursam sigara içebilirim.
Sırf onu düşünmemek için saçma sapan filmler seyredeceğim. Kafam allak bullak olabilir. Bu durumda kalemime vurabilir. Vurmazsa sigara içebilirim.
Vücudumda anlam veremediğim tepkiler olmaya başladı. Ayak bileklerim incinmiş, ciğerlerim yerinden fırlayacak, ayaklarım da uyuşmuş gibi, sanki arada bir de gözlerim kararıyor. Nikotin diye deliren damarlarım sanki basınçtan patlayacak ve tüm oda kanlar içinde kalacak, sonra ben bir sigara yakıp bu manzarayı seyredeceğim. Vücudumun bu garip ama biraz da hoşuma gitmeye başlayan (çünkü her bir devinime tepki vermedikçe kendimle gurur duyuyorum) aktivitelerini gün be gün merakla takip ediyorum. Takip etmeyi bıraktığım an sigara içebilirim.
Neden başlamıştım? İlk ne zaman içtim, ilk paket alışım, ilk biramla içişim, ilk kalabalık içnde içişim, ilk sevgilimle ilk sigaram, doktorun sigarayı ilk bırak deyişi, annemin sigarayı ilk kez "bırakmazsan hakkımı helal etmem deyişi", kocamın ilk "sen bırakırsan ben de bırakırım" deyişi, ilk kendi kendime "tamam hazırım" deyişim, içimde bir yerde olabilecek ilk embriyo, zigot, döl ve çocuk için ilk kez sigarayı bırakma kararı almam ama bunu sesli dile getirmem, doğabilecek ilk çocuğumuz için şimdiden ilk yatırımı yapmak üzere sigarayı bırakmamız...
Aman Allah'ım ne kadar çok ilkim var benim bu ne olduğu belirsiz nesle ile. Hemen bir son vermeliyim. Yoksa düşündükçe sigara içebilirim...

17 Ara 2008

Limonata Bardaklarının Özlemi

Dokunmadan sevişme tadlar kalmadı artık limonata bardaklarında. Gerçi limonata bardakları da kalmadı ya cafelerde neyse. Espressodan, latteden, kolalardan geçilmiyor sokaklar. Kampanyadan gelen binlerce kola şişesinin içine sıkıçmış aşklar sarmış durumda etrafı. Ve yine kampanyadan gelen hediye smslerle zaman geçirilirken, nedenlerini sorgulamadan harcanan ömürlerle dolu her köşe başı da de örnek olmuyor bir türlü gençlere. Nerde sabah orda akşam anlayışının verdiği heyecan yerini nerde oyun birinciliği orda durmuş beyin görüntüsüne bırakmakta. "Hadi sinemaya gidelim" li hoşca davetler, "Hadi grup kurup puanlar toplayalım" lı sanal karmaşayla yer değiştirdi. Bir suyun değerinden çok ram'in değerini önemseyen, hard disk çökünce dünyası kararan, mum ışığında ders çalışmanın tadına varamayacak beyinler yetiştirdikçe kaybetmeye mahkum olacağız sanırım. Bir gün aç kaldığımızda klavyeden başlayacağız yemeğe ama daha aşağıya inmeden boğazımızda düğümlenip kendi kaosumuzda boğulup gideceğiz. Limonata bardakları eşliğinde dokunmadan sevişen bir nesil de arkamızdan ya gülecek ya da ağlayacaklar. Ve "Keşke dokunarak sevişseydik" diyecekler...

16 Ara 2008

AŞK

Anasından doğma, ama teninde tarifi bilinmez bebek kokusundan ziyade pahalı bir fransız parfümü ile yatağa çırılçıplak uzanan bakire bir kız gibidir aşk. Davetkar, gerçek, sınırsız, pahalı ve saf. iki seçenek vardır. Ya o yatağa girer ve unuttamayacağın bir ilk yaşarsın ya da başın önde kapıyı çarpar gidersin. Kendi kendine "güzel değildi, sırtında beni vardı, bacakları yamuktu..." gibi teselli cümleleri kurar fırsatın anlamını sorgular durursun. Ve hiç bir zaman aşkı tadamazsın. Oysa yatağa yatıp en azından kıza dokunsaydın, bir okşasaydın dünyaya açılan yeni bi penceren olacaktı. Çılgınlığa, saygısızlığa, doyumsuzluğa, sorumsuzluğa, kalabalığa... Çünkü aşk kendine olan saygını yitirtir. İstedikçe istersin. En ufak bir soruna kafan takıldı mı geri kalan her şeyi unutursun. Ve yeri gelir bir namlu ile parmak ucu arasında sıkışıp kalırsın. Adı üstünde AŞK; Aklın Şuurunu Kaybedişi

12 Ara 2008

Ve Melek'in Kanatları Altında...


Bir ömür geçerirken arkana bile bakmayacaksın...

Arkana bakarsan da geri adım atmayacaksın...

Sevgi ile geçen yılları asla silmeyeceksin...

Alın teri ile geçirdiğin yıllar mirasın,

O güzel gözlerinin yaşları mutluluk hediyen olacak...

Her zaman meleğimiz ve bi tanemiz olacaksın...

24 Kas 2008

SANCIDAN KIVRANIYORUM...

Hayal kurmanın sonu yok
Ne paralı ne de zamanlı...
Ne kısıtlayıcı ne de daraltıcı...
Yağmur yağar hayal kurarsın,
Güneş açar hayal kurarsın.
Vardır, olmayanın hayalini kurarsın,
Yoktur, varlığın hayalini kurarsın.
Kazanan hep sensindir,
Mükemmel, akıllı davranan,
İncitmeyen, kırmayan, 7.basamağa çıkmış,
Asla inmeyeceğini zannederek
Hayal kurar
Ve bu kurduğun hayalede
Kendin inanırsın.
Her gecen ayrı bir renktir,
Her gündüzün ayrı bir başlangıç,
Detayları kaçırmaz,
Dört dörtlük herşey yerine otursun bir daha kalkmasın istersin.
Her hayal ayrı bir sen, ayrı bir hayat
Ayrı bir sigara, ayrı bir şiirdir.
Her hayal ayrı bir öpücük, ayrı bir sarılış
Ayrı bir sevişmedir.
Hayal kurmanın sonu yok.
Ne paralı ne de zamanlı,
Sadece gerçekleşmesini beklediğin sürece ayrı bir sancılı...

22 Kas 2008

LODOS BANA NİNNİ SÖYLE...

Uyayamıyorum... Aylardır süren bir işkencenin içindeyim sanki. Gecelerim harap olmuş durumda. Aynı şekilde bedenim ve beynim de... Yatağa yorgun giriyorum. Hemen uyurum artık diyorum. Göz kapaklarım yanıyor yorgunluktan. Ama uyuyamıyorum. Fırtınalı, gözü yaşlı gecelerde bana kalmış oluyor.
Aylardır böyle. Erken kalktığım günlerin geceleri de böyle geç kalktığım günlerin geceleri de...Uyumak için bahaneler yaratıyorum. Bilgisayarda, tv de oyalanıyor, meyve yiyor, sıcak bir şeyler içiyor ama gene uyuyamıyorum. Gecelerin insanıyım desem Hayır !!! değilim. Gündüzlerin adamıyım ben. mavi gökyüzünü, güneşi severim. Elektiriği gereksiz kullanmayı, boş durmayı sevmem. Bir şeylerle uğraşmayı isterim. Hareketlilik isterim. Ses, gürültü,canlılık ve patırtı isterim. ama uyuyamadıkça çığlık atan İstanbul geceleri ile başbaşa kalıyorum. Ve bedenim daha çok yorulsun diye üst üste sigara içiyorum.
Yatağa yattığım an gözlerimi kapayıp dalmayı beklerken bir sürü düşünce sarıyor beni sanki " uyuma,uyuma" dercesine.
Hayatım, hayatımız, hayatlar...
Sözler, söylenecekler, söylenmişler...
Yapılanlar, yaptıklarım, yapılacaklar...
Hayaller, hayallerim, bitmiş hayaller...
Ödemeler, ödenecekler, ödenmişler...
Kocam yorgun vücudunu yatağa sermiş terleye terleye uyurken ben onu seyrediyorum.
Biz, ben, o...
Kapının hemen ardında deli bir lodos. Sabah kapının önü yaprak dolmuş olacak. ben uyuyamadığım bir gecenin daha siniri içinde yatağa uzanırken İstanbul yavaş yavaş uyanmış ve o yaprakları süpürüyor olacak. Ve gün ortasında uyanmış kızıyorken gene kendi kendime söz vereceğim "bu gece erken yatacaksın" diye. Sözümü tutamayacağımı bile bile günün geri kalan kısmını "bari" deyip iş yaparak geçireceğim, büyük bir hoyratlıkla bedenimi kullanarak. Fizyolojik saatlerimin neden değiştiğini sorgulaya sorgulaya gece olduğunda ben yine boş gözlerle tavana bakıp saçma sapan bir sürü şey düşüneceğim.
Kocam sırıl sıklam terlemiş olduğunda da fanilasını değiştirip uykuya dalmayı bekleyeceğim.

17 Eki 2008

ASLINDA...

Aslında çok şey var söylenmek isteyen.Şöyle bi bakılsa etrafa her şey apaçık ortada. Kimisi yanımızdan gelip geçiyor kimisi ise arkasına bile bakmadan yol alıyor. İnsan oğlu çok garip.Hele ki bu zamanda. Kimi dinsiz-imansız,kimi anlamsız, kimi sapsız, kimi ise hiç bir şey. Ne olduğu önemli değil aslında. İnsan olması önemli.ister müslüman olsun ister hristiyan ister yahudi,ister aptal olsun ister zeki, ister işsiz olsun ister yönetici.Hiç bir sıfat içimizde sahip olduklarımızdan öte değil... Ne düşünüyoruz, ne istiyoruz,kimin elini tutuyoruz, kimin arkasındayız, ve neyiz... İster Allah'a inan istersen bir taşa... Önemli mi? İster yönetici ol ister hademe...Önemli mi? İster uçuyor ol ister yürüyor... Önemli mi? İnsan olmadıktan sonra... İnsan olup saygı göstermedikten sonra çevrendekilere, insan olup sevgi göstermedikten sonra hayatındaki her şeye, insan olup bağımlı olmadıktan sonra seni doğurana, insan olup hissetmedikçe bedenini ne önemi var....?Ne önemi var isminin önündeki sıfatlara....? Ve ne önemi var arkandan bööle bööle demelere...?Kimin için yaşıyorsun...? Kendin için mi? Yoksa başkaları için mi?Vicdanın için mi yoksa başkalarının vicdanları için mi?Kimin için yaşıyorsun...? Ne için yaşıyorsun...? Hayat aslında bir show.Yapımcısı,sunucusu,prodüktörü bi olan bir show. Yönetmeni olan Yaradan bizi show esnasında serbest bıraksa da aslında kendimizi bile unutuyoruz ara ara... EEEE ne olmuş... Aç bir bira...Reytinglerin düştüğüne yan...Sonra nasıl olsa reyting getircek bi program bulursun.Nasıl olsa izlenme rekorları üstüne inşaa edilmiş bir hayat kurarsın... Nasıl olsa hem kendini hem de neden yaşadığını unutur yeni bir sayfa deyip kendini avutursun...

15 Eki 2008

Özel Eğitim Nedir? Kimler Özel Eğitim Alır? ( What is Special Education? Who can take this education?)

Özel Eğitim; Bireye fiziksel ve zihinsel yetilerine göre eğitim-öğretim ihtiyacı sunan yasal olarak çerçevelenmiş bir eğitim uygulamasıdır.
Kimler Özel Eğitim Alabilir?
Sağlık kurulunda doktorunu ayarlayıp sağlık kurulu raporunu alan rehberlikte adamını ayarlayıp rehberlik raporunu alan her anne-babanın okul çağındaki çocuğu özel eğitim alt sınıfında eğitim alabilir. (Tabii öğretmen bulabilirse)
Özel Eğitim, akla her ne kadar ilk olarak birebir ya da engel türüne göre eğitim gelse de aslında 8 den fazla öğrenci ile (üstelik engel türleri farklı) öğle arasına kadar küçük ya da materyali eksik sınıflarda bir yaşam dersi almaktır. (günümüz uyarlaması)
Türkiye'de engel türü ne olursa olsun türüne göre yaygınlaşmış adam akıllı eğitim veren kurum parmakla sayılacak kadardır.
Özel Eğitimin Temel İlkeleri (http://orgm.meb.gov.tr/)
Madde 4-Türk Millî Eğitimini düzenleyen genel esaslar doğrultusunda özel eğitimle ilgili temel ilkeler şunlardır:
a) Özel eğitim gerektiren tüm bireyler, ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri doğrultusunda ve ölçüsünde özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılır.(Öğretmenin ilgi,istek,yeterlilk ve yetenekleri doğrultusunda yararlanabilirler.)
b) Özel eğitime erken başlamak esastır.(Hala kendini saklayan binlerce engelli var)
c) Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan plânlanır ve yürütülür.(Okullarda ayrı bir statüde tutuluyor çoğu kez diğer öğrenciler tarafından dalga konusu oluyorlar)
d) Özel eğitim gerektiren bireylerin, eğitsel performansları dikkate alınarak, amaç, muhteva ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitilmelerine öncelik verilir.(Birliktelik oyun oynarken çok işe yarıyor)
e) Özel eğitim gerektiren bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için her türlü rehabilitasyonlarını sağlayacak kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılır.(Çoğu anne-baba bilinçsizce kuruma gönderiyor)
f) Özel eğitim gerektiren bireyler için bireyselleştirilmiş eğitim plânı geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır.(Planların tam olarak uygulanmsı mümkün değil.Olanaklar kısıtlı)
g) Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde, özel eğitim gerektiren bireylerin örgütlerinin görüşlerine önem verilir.(Engelli-özürlü-sakat muamelesi gördüklerinden hiç bir düşünceleri kolay kolay ciddiye alınmıyor)
h) Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireylerin toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde plânlanır.(Toplum içerisinde tüm gözler üstlerinde)

14 Eki 2008

LOBERAL NE DEMEK? (What is the mean of loberal?)

Loberal ne demek? Bu kelimenin anlamı ne olabilir? Tanımlayıcı bir anlam yazan bir kişiye Emirgan'da deniz kenarında çay ısmarlayacağım:)
Loberal....?

(What is loberal? What can be the mean of this word? If you can write cameo about this I will treat a tea:))

5 Eyl 2008

Bursa Düğünü (Wedding in Bursa)

27 Temmuz 2008
Tüm o hengabenin , yorgunluğun güzelliklerle bittiği gün...

Çaycuma Düğünü (Wedding in Çaycuma- The first part of wedding)

19 Temmuz 2008 Çaycuma Düğünü
Yeni bir başlangıcın noktası...

21 Haz 2008

Amaç Farklı Olmak Değil farklı Olanı Beraber Başarabilmek...





Oğuzhan İLHAN 'ın evinde Mangal Günü





Mangal , tatlı ve pasta... Sonrasında tıka basa dolu mideler yol aldık evlere... Geriye kalan hatıralarda güzel bi gün...

27 Nis 2008

23 Nisan'dan Seçmeler








Ne ben durdurabildim onları ne de onlar durmak istedi. Biliyorlardı ki yapabilirledi. Sorun başkalarının bakış açılarıydı.

29 Mar 2008

Benim Bitirimlerin Geleceğe Dair Planları

İstedikleri Mucize Değil. Sadece Güven ve Şans.

GECEN HER GUN DAHA Bİ ÖZLÜYOR BU ŞEHİR SENİ...SEN GİTTİĞİNDEN BERİ HAYAT DURDU SANKİ. MAKBULE TEYZE MANTI YAPMIYOR MUTFAK CAMINI AÇIP GERİNE GERİNE. FİKRET ABİ GEÇ SAATLERDE GELİYOR SEN YOKSUN DİYE EVİNE. DAHA Bİ BULUTLU GÖKYÜZÜ. DAHA Bİ CİNAYETLİ SOKAKLAR. HUZUR VEREN DENİZ KAN KUSUYOR. KOCA Bİ ŞEHİR SENİ ÇOK ÖZLÜYOR...

KEDİLER KASABIN YOLUNU BULDU GENE SEN YOKSUN DİYE. KÖPEKLERLE DE İNSANCIKLAR ANLAŞAMIYOR ZATEN. BİRBİRLERİNE DİDİŞİP DURUYORLAR HIRLAYA GÜRLEYE. PARKTA SALINCAKLAR KOPTU. ÇOCUKLAR HERGÜN AĞLADI AMA KİMSE DUYMADI. ÇEŞMENİN MUSLUĞU AKMAZ OLDU. SEN GİTTİN DİYE TÜM SULAR DURULDU.

ÇEKİRDEKTEN GEÇİLMİYOR KAPI ÖNLERİ. BİTTİ ARTIK AKŞAM SOHBETLERİ. NE NECATİ AMCA ÇALAR OLDU UD NE DE KALDI GÖNÜLDE SEVGİYE YOKSUNLUK. KUŞLAR ARTIK GİTTİĞİN VAKİT ÖTÜYOR. BU ŞEHİR SENİ ÇOK ÖZLÜYOR...

GECE DAHA BİR SİYAH, YILDIZLAR DAHA BİR SÖNÜK YOKLUĞUNDAN.GÜNDÜZLERİ DESEN ANLAŞILMIYOR KARGAŞADAN.HERKES Bİ YOL TUTTURMUŞ GİDİYOR. CAM EKANLARDAN HAYAT DEVAM EDİYOR. VİTRİNLERDEKİ MANKEN GİBİ DONUK BAKIŞLAR. BAKIŞLARIN OLMADAN BU ŞEHİR ÇOK ÜŞÜYOR...

ANNELERİN,SEVGİLİLERİN,DOSTLARIN,ÇOCUKLARIN ELLERİ KİMSESİZ. KULAKLARDA HOŞ NAĞMELER YOK HER YER SESSİZ. YARALI Bİ KARTAL GİBİ BEDENLER HIRÇIN. GÜVERCİNLER DAMLARDA YEMSİZ. ÇİÇEKLERİ DESEN HİÇ SORMA KÖKTEN ÖLÜYORLAR...ŞEHRİN TÜM SIRLARI SENİ ÖRTÜYORLAR...

DENİZ KÖPÜK KÖPÜK SENİ İSTİYOR. YOLLARIN TÜM YÖNLERİ SANA ÇIKIYOR. SÖZLÜK AYRILIK KELİMESİNİ KABUL ETMİYOR. TATLI OLAN HER ŞEY YAVAŞ YAVAŞ ACIYA DÖNÜYOR. GİTTİĞİNDEN BERİ SEVDİĞİM KOCA Bİ ŞEHİR SENİ ÇOK ÖZLÜYOR...